Çarşamba, Ekim 26, 2005

Kişilikli Markalar

Markaların farklı kişilikleri yansıtmasına ve onu kullanan kişinin duygularını, kişiliğini yansıtacak bir anlam içermesine bayılıyorum. Bu konuda blogda çok sey yazmıstım, kat kat fazlası orneklerimde birikti. thecoolhunter'da gordugum bir ornek, markaya duygusal anlam vermenin bir baska yolu konusunda ilham verici geldi. Ingilire'de Rocombe markalı tamamen doğal, ultra lux bir dondurma markası cıkmış. Tasarımları harika ve ilham verici. Fikir şu ki... 1. Markanın farklı renkleri, tadları, çeşitleri... genelde hangi cins tarafından tercih ediliyor 2. Markanın o tad/rengine ifade ettigi cinsin sembollleri nasıl yerleştirilebilir, ona kisilik nasıl verilebilir

Perşembe, Ekim 20, 2005

C programlama dilini oyunla oynayan çocuklar

Popgadget'te gördüğüm bir oyun. 11 yaşındaki bir çocuk, oyun oynayarak C programlama dilini öğreniyor. Bizim nesil nasıl elektriksiz bir dünyayı hayal edemiyorsa, bugünün çocuklarıda cep telefonsuz ve bilgisayarsız bir dünyayı hayal edemiyor. "Hazır mıyız?" diye sormaya gerek yok aslında. Hazır degiliz. Kimbilir şimdiki yaptığım işi 15 yaşındaki bir çocuk elimde alabilir.

Salı, Ekim 18, 2005

Kendimi Paranoid Hissediyorum

Nytimes'da Google'ın 2084 yılındaki haliyle ilgili tahminleri. Beynini ara, evinde ara, arkadaşların arasında ara... Kendini şanslı hisset, kendini paranoid hisset...

Saatleri 24 saat olarak mı düşünmeli?

Mdern yaşamı inceden inceden eleştiren bir tasarım. Madem günün sadece belli saatlerini yaşayabiliyoruz (iş, guc, kosusturmaca) o zaman saat tasarımında da aslında o saatlere ihtiyacımız olmadığını düşünülerek tasarlanmıs.
Cogu ürün hala geçmisin yaşamtarzının izlerini taşıyor. Bunları fırsata donusturen markalar var. Mesela bir hollanda gazetesi, gazete aboneliginin geleneksel olarak tum günleri kapsadığı bir durumu soyle tersine cevirmis. Gazeteye sadece hafta sonları icin abone ol, hafta icide istersen internetten oku. Zaten çalışan insanların hafta içi büyük oranda gazete okumaya fırsatlarının olmadığını düsünürsek gayet mantıklı.
Digitürk neden sadece 20:00-24:00 arası izlenebilecek bir paket çıkarmıyor? Sizin markanız ne yapabilir?

Pazartesi, Ekim 17, 2005

Yeni bir Pazarlama İletişimi Aracı: CoolHunter

"Tebrikler Defne Koz" yazımda coolhunter sitelerinin insanların satın alma süreçlerine büyük etkide bulunduğunu, ve markalar ve tasarımcılar, bu sitelerde yer almak için aktif olarak çalışmaları gerektiğini söylemiştim. Dün farkettiğim bir diğer Türk markası Vitra'da charlesandmarie.com'da yer aldı. Büyük ihtimalle yer almak için Vitra'nın bir girişimi olmamıştır. Artık markalar bu sitelerde yer almak için aktif olarak çaba sarfetmeli. Bu pazarlama iletişimi trendi havalanmak üzere. Time bu sayısında bu konuyu kapak yapmış. Yerli markalarımızda bu fırsattan geri kalmasın.

Uyuşturucu Kullanıyor musunuz?

Paramı yönetmeyi bilmiyorum, gelir giderimi dengelemeyi bilmiyorum, onun için kredi kartı ve borç kullanıyorum. Borçlanma, benim finansal yönetimdeki beceriksizliğimi kapatıyor. Bu sorun üzerinde düşünmek zorunda kalmıyorum Üretim hattımızda aslında binlerce sorun var, makine arızalanıyor, çalışanlar dengeli çalışmıyor, devamsızlık fazla, kalite sorunlarımız var. Bu durumda stoklu çalışmak zorundayız. Üretimin kesintisiz devam etmesi için de stok şart Ürünümün bir farklılığı var mı bilmiyorum. Ama herkes için birşey yapıyoruz. Ürünüm 7'den 77'ye herkes için uygun. Ürünümü heryerde satıyoruz. Markette, pazarda, internette, her neresi varsa hepsinde ürünümü satmalıyım. Ne yapayım satış hedeflerine ulaşabilmek için herkese birşey satmam gerekir. Üç durumda teker teker borç, stok ve tüm kanallara ulaşabilme gücünü kaldırın. Ortaya çıkacak durumu hayal edin. Sorunlar var ama sorunları gizliyecek yolları bulmuşuz. Maliyetli mi kimin umurunda! Bu durumun uyuşturucu kullanmaktan farkı ne?

Çarşamba, Ekim 12, 2005

Podyum.Blogspot.com

Pazarlama ve Tasarım üzerine beni etkileyen görsel kaynakları paylaştığım blogda güncellemeye devam ediyorum. Bu haftanın konuları Isırma Düşünüyorum öyleyse varım D.O.K.U.N Gerçek Uçak Outdoor Çalışması (Bence) dünyanın en şık telefonu ...

Sormayı En Çok Sevdiğim İki Soru

Aslında daha fazla. Ama, beni en çok etkileyen iki soru Neyi Bilmekten Korkuyorum? Adrian Slywotzky'nin kar bölgesi kitabında ilk defa duymuştum. Hep sorduğumuz sorunun "Neyi bilmeye ihtiyacım var" sorusundan daha derin cevaplar ortaya çıkarır Eğer bu işi yapmazsak bu bina başımıza yıkılır mı? Peter Drucker'dan işi doğru şekilde yapmak üzerine nefis bir soru. Gereksiz işleri yok etmeye yönelik daha keskin soru ne olabilir ki...

Salı, Ekim 11, 2005

Evrimi anlayın ve evrimi yaşayın

Bizim nesil sabahtan akşama kadar MSN Messenger'da. Sims gibi oyunları çok seviyoruz. Çünkü herşeye hakimiz ve oyunun yıldızı biziz. Playstation favorimiz, bir başına oturduğumuz zaman kalkmak bilmeyiz. En yakın dostumuz artık cep telefonları. Bir mesaj yazma hızımız varki, önceki nesiller şaşıp kalıyor. Bize zamane çocukları diyorlar Tüm bunlarla büyüyen bizim nesil, artık diğer ürünlerde de bu özellikleri arıyoruz. İşiniz yemek satmak olsa da araba satmak olsa da (ne olursa olsun) alışkın olduğumuz şeyleri görmek istiyoruz. Aslında evrimleştik, bu aletler bizim genimizin bir parçası. Ürünlerinizi tasarlarken, markanızı konumlandırırken bunları dikkate alın. Toplantılara katılmak yerine, MSN kullanın, Playstation oynayın, 10 elle mesaj yazın. Çünkü müşteriler yukarıdaki konsol gibü arayüzleri sizin ürünlerinizde de bekleyecektir. Evrimi anlayan bu ürün için buraya bakabilirsiniz. Bende Evrimi daha derinden anlamalı ve yaşamalıyım.

Pazartesi, Ekim 10, 2005

Günün Hangi Saatisiniz?

Bu soruya Starbucks'ın verdiği cevap, "ben günün sabahıyım ve öğleden sonrasıyım". Bu bilgiyle starbucks cafelerin yerleşimi ile ilgili önemli bir anlayış geliştirmiş.
Starbucks, yer seçimi yaparken kurutemizlemecilerin yanını tercih eder. Çünkü, sabahları elbiselerini kurutemizlemeciye bırakan kişileri ani bir istekle kahve içmeye ikna edebileceğini düşünüyor. Bir de DVD Kiralama mağazalarının yanını tercih eder, çünkü, öğleden sonraları DVD kiralamak için gittiğiniz mağazadan çıkarken sizi bir de kahve içmeye davet edebileceğini düşünüyor.
Marketlerde kasaların yanına çikolata gibi ani bir istek uyandırıp satın alınabilecek ürünler yerleştirmeye alışkınız. Ama Starbucks'ın gösterdiği şey, bu uygulamanın daha makro boyutta düşünülerek mağaza yer seçimi için bir kriter oluşturabileceği.
Kendimize soralım
1. Mağazanız/ markanız günün hangi saati?
2. Aynı anı paylaştığınız diğer ürünler nelerdir? (Starbucks için Kurutemizlemeci ve DVD Kiralama mağazaları)

Perşembe, Ekim 06, 2005

Fark Yaratan Oteller ve Markanız

Trevel+Leisure dergisinin bu sayısında ayrıntılarıyla fark yaratmış 120 oteli sıralamış. Otellerde fark yaratan ayrıntılar diğer sektörlerde de fark yaratabilir. Bu listede benim dikkatimi çeken birkaç örnek; Güney Carolina'daki Inn at Palmetto Bluff'ın spa'sında giyilen kahverengi bornozlar öylesine kalın ve yumuşak ki insan bunların içinde minik bir ayıcığa benziyor Yeni Zelanda'nın Auckland eyaaletindeki lüks Mollies otelinde kahvaltı, kalp şeklindeki ekmeklerle Harne Bay manzaralı terasta sunuluyor. Turks ve Caicos adasındaki Palms otelinde kalan her konuğa içinde reggae'den küba müziğine 1.000 şarkı bulunan iPod veriliyor. Ananda in the Himayalas otelindeki misafirleri uyandırma servisleri istediklerinde, sabah kapılarına limon, bal, zencefilli çay geliyor. Diğer örnekler dergide devam ediyor.

Müşterilere Her Zaman Adıyla Hitap Etmeli

Travel+Leisure dergisi benim en çok ilham aldığım kaynakların başında gelir. Gizli Ajanlar adlı yazıda dikkatimi çeken bir noktayı paylaşmak istiyorum.
Markalar lüksü ürünlerinin değil aslında servislerinin yarattığını anlamalıdır. Mağazanızın muhteşem bir girişi olabilir ama işi sihirli kılan insan faktörüdür. İnsan faktörü size unutulmaz bir deneyimde yaşatabilir, tersi de.
Çalışanların müşterilere adıyla hitap etmesi gerektiğini söylerler, ama ismi ne zaman kullanmalarının doğru olacağına değinmezler. Lüks hizmetler danışmanı, Ann Styles, şöyle açıklıyor "Konuğun ismini onu karşılarken ve uğurlarken kullanmalısınız. İsim kullanılması gereken bir diğer durum ise konuğunuza önemli bir bilgi vermek üzere onun dikkatini çekmek içindir. "Bir içki alır mıydınız?" isim kullanılmasını gerektirmezken "Özgür Bey, telefonunuz var" gerektirir.
Kurallar vardır. Hitabet kuralları, iletişim kuralları, iş görüşmesi kuralları... Bu kurallar iyidir, ancak ne zaman kullanmanız gerektiğini ve ne zaman çarpıtmanız gerektiğini de bilmelisiniz. Pazarlama alanında da öyle çok kural var ki, hepsi kendisinin çarpıtılmasını bekliyor
Örnek: Müşterinin her an yanında olmalıyız...

Çarşamba, Ekim 05, 2005

Starbucks’ın Marka Yaratmaya Zamanı Yok

Dün brandautopsy'de okudum. Starbucks en iyi kahve çekirdeklerini bulmak için o kadar çok çalışıyorki; Starbucks, misafirleri iyi karşılayacak onlara rahat bir deneyim sunabilecek atmosfer yaratmaya o kadar çok odaklanmış ki; Starbucks insanları iyi ve lezzetli kahveler hakkında eğitmeye o kadar çok zaman harcıyor ki; Marka yaratmaya zamanı yok. Kafam karıştı.Acaba bizim işlerde bir terslik mi var? (Fotoğraf kaynak flickr)

İlham Merkezleri

Beğeniyle takip ettiğim bir blogda (stylestation) gördüğüm bir iş fikri. Butik oteller, lifestyle cafeler yada bağımsız girişimciler için iyi bir iş fikri olabilir. Konferans ortamlarında, sıkıcı iş ortamlarında farklı şeyleri kaçıran iş insanları için içinde playdoh oyun hamurları, renkli mobilyalar, peruklar ve oyuncakların olduğu insanların korkusuzca fikir geliştirebileceği ve ilham alacağı alanlar. Günlük kiralam ücreti 800$'dan başlıyormuş. Birkaç örnek; www.sparkspace.com www.inspiration-point.com

Salı, Ekim 04, 2005

Ben Müşteriyim

Ben müşteriyim. Fikrini seversem ona sahiplenirim. Fikir(marka) artık senin değil. Onu parçalayarak, boyayarak, birleştirerek) kendimi ifade etmek istiyorum. Fikrini seversem onu doğum günü pastamda bile kullanırım (foto kaynak flickr)

Pazartesi, Ekim 03, 2005

SightJogging: İşiniz + Spor

PSFK'da gördüğüm ve çok hoşuma giden bir iş fikri. Jogging yaparak şehir turu yapmak. Hem şehri çok iyi bilen hemde sporcu bir rehberle, sadece koşu ayakkabınızı alarak yaptığınız şehir turu. Şimdilik sadece Roma’da neden Türkiye’de de olmasın.
Bunun daha da ötesinde işimizi sporla nasıl birleştirebileceğimizi düşünelim. Aklıma yeni olasılıklar geliyor. psfk

Pivo: Varsayımlarınızı Yıkın

Nissanın yeni konsept otomobil çalışması Pivo, araba kullanmanın bir çok varsayımını ve zorluğunu ortadan kaldırıyor. İçinde diğer sektörler için de ilham barındırıyor Pivo'nun gövdesi, arabanın tabanından bağımsız ve 360 derece hareket edebiliyor. Arabanızı park ederken yaşadığınız zorlukları bir düşünün, dikkatli olmak, geriye rahatsız edici bir şekilde dönmek zorundasınız, ancak Pivo ile arabanın kabinini ters yöne çevirerek kolayca park edebilirsiniz. Pivo ile birçok genelleme de yıkılmış oluyor; mesela
- Sürücü ile tekerlekler aynı yöne bakmalı, PİVO’da değil - Sürücü her zaman sağda oturur, PIVO’da ortada oturur
Pivo biraz teknolojik bir çözüm olabilir ama geleneksel aklın tersine düşünmek çoğu zaman zengin fırsatlar barındırır. Sizin ürününüzde her zaman ne yapılır?

Cuma, Eylül 30, 2005

Diziler BBG yolunda

Guardian'da okuduğum bir yazı; BBG, Popstar gibi programların başarısı dizi yapımcılarını farklı uygulamalar düşünmeye itmiş. Chanel4’de “Dubplate Drama” adındaki dizinin her bölümünün sonu bir ikilemle bitecek. İzleyicilerin oylarıyla ikilem seçilecek ve dizi seçilen senaryo ile devam edecek. Sims oyunlarıyla büyüyen bizim nesil için son derece uygun.

Rakibin Müşterilerini Sevmek mi??

Metacool'da okuduğum bir yaşanmış bir hikaye; Çok endişeli bir baba Saturn müşteri hizmetlerini arayarak kızının arabasının Arizona yolunda arızalandığını söyler.Kızı yalnızdır ve babasını yardım için aramıştır. Saturn müşteri hizmetleri endişeli babayı sakinleştirmeye çalışır ve babadan adı, yeri, Saturn’un modeli gibi bazı bilgileri ister. Baba, kızının arabasının Saturn olmadığını, Honda olduğunu söyler. Servis görevlisi “Bayım, Saturn müşteri hizmetleri merkezini aradığınızın farkında mısınız?” diye yanıtlar. Baba ise “Evet, sizin şirket insanlara değer veren bir marka değil mi, o yüzden sizi aradım” der. Ardından, Saturn servisi kızın arabasını çeker ve onu güvenle evine bırakır. Markaları büyük marka yapan bu hikayelerdir. Siz bu kadar öteye gidebiliyor musunuz? Rakibin müşterilerine karşı tutumunuz nedir?

Perşembe, Eylül 29, 2005

Moda ile Teknoloji Bir Kez Daha Beraber

Siemens-Escada; Samsung-Anna Sui işbirliklerine yeni bir işbirliği daha katıldı. Moda ile teknoloji bir kez daha beraber. Glamphone, Elle ve Alcatelin işbirliğiyle çıkmış. Moda düşküne bayanlar için Elle dergisinin çizgilerini taşıyarak yaratılmış. Kamerası istenildiği zaman ayna olarak kullanılabiliyormuş.

Modayla işbirliği fırsatları birçok sektörde değerlendirlmeyi bekliyor. Yerli markalar da harekete geçmeli.

Çarşamba, Eylül 28, 2005

Görsel İlham Kaynağı: Podyum

Görsel ilham kaynağı olarak tasarladığım podyum.blogspot.com güncellenmeye devam ediyor. İşte bugünkü ilhamlar Post-it Art Ne kadar Kolay TrendStop için Bedava 24 Saat ...

Yalnızım, Yalnızsın, Yalnızlar... Markalar için ne var 2

Bu duvar kağıdını geçen sene televizyonda izlemiştim, yalnızlık trendiyle ilişkili olduğu için zorda olsa tekrar bulabildim. Bir alman firması yalnız insanlar için 1:1 boyutlarında yalnızlığını giderecek insan resimlerinin olduğu duvar kağıtları yapmış. Gerçek insan gibi değildir, ama geröek insanların aksine her zaman size karşı güleryüzlüdür, sizden birşey istemez ve sizden şikayet etmez. Yeni trendin ilk örnekleri bunlar. Ürünleri incelemek için buraya bakabilirsiniz single-tapede

Yalnızım, Yalnızsınız, Yalnızlar... Markalar için ne var?

Danimarka'da hizmete giren yeni bir servis. Bu fikrin gerisindeki mantığı çok sevdim. bazen topluluk içinde kendimizi yalnız hissettiğimizde telefonumuza sarılırız, oynarız, mesaj yazarız, konuşur numarası yaparız... (böyle birilerini gördünüz mü, belki de siz de yaşadınız). 70151508'i aradığınızda söylediğiniz sözleri tekrar eden bir robot bulursunuz. Kendinizi sosyal ortamlarda rahatsız hissetmezsiniz. 1508.dk

Yalınlık konusunda en Çarpıcı Örnek

Yahoo gitgide karmaşıklaşıyor Google gitgide yalınlaşıyor Kazanan kim sence Bundan çarpıcı örnek yok (via John Maeda)

Salı, Eylül 27, 2005

Voicevertising

Reklamcı zekası sınır tanımıyor. En son örnek voicevertising. FRUIT BREEZERS bu adamın sesini satın alarak reklam yapmış. Videoyu izlemek için bakabilirsiniz. Meşhur pazarcılarımız bu işi çok iyi yapar aslında.

Blogdan Haberler

Marketallica ilk defa yabancı bir blogda yer aldı. Zippo Çakmakları yazısı ProductDose'da yer aldı. productdose Podyum.blogspot.com güncellenmeye devam ediyor. Bugün yer alan görsel ilhamlar Renault çok sağlam Stil-Laden mağaza resimleri Fincanda Katrina kopuyor Ayrıca, marketallica okurları için bir bonus; Harvard Business Review September 05 sayısı bu linkte http://rapidshare.de/files/4708992/Harvard_Business_Review_-_2005_-_09_September.pdf.html Gelen ekranda freeyi seçin. Ve 25 saniye bekleyin. Download linki açılacaktır. NOT: Kendim upload etmedim, sadece linkini yayınlıyorum

Pazartesi, Eylül 26, 2005

Flickr Peep Show

Flickr hakkında ne çok şey yazdım. Flickr'i pazarlamanın yarını hakkında önemli ipuçları var. Flickr internette sosyal bir foto paylaşım grubu olarak doğdu. Internet üzerindeki etkisinin dışında gerçek yaşamda da flickr'i görmeye başladık. En son bir restoranda oynanan Playing Flickr (burada) oyunundan bahsetmiştim.

İşte Flick'den bir show daha. Flick Peep Show. Mekanizması basit, cep telefonunuzdan bir kelimeyi SMS ile gönderiyorsunuz. Daha sonra, vitrindeki deliklerden o kelimeyle ilgili resimleri izleyebiilyorsunuz.

PG'den yeni bir kavram FMOT

Reveries yeni bir tartışma başlattı. 100 yıl önce kitlesel reklamcılığı popülerleştiren PG yeni bir kavramın peşinde. FMOT (First Moments of Truth) yani tüketicinin markette ürünün almaya karar verdiği gerçekle yüzleşme anları. Ürün alma kararını verdiği 7 saniye. PG, FMOT’a nekadar harcadığını açıklamıyor. Ama, PG kablolu kanal reklamlarını %25, ve mass medya reklamlarını %5 kısarak kaynaklarını buraya aktardığı tahmin ediliyor. Ne yapıyor bu dolarlarla, mesela bebek bezi markası Pampers marketlerdeki tuvalet ve lavaboların kapı kollarını yüksek yerlere yerleştirmiş. Kapıyı açmak için gerilmeniz gerekiyor. Ailelere mesaj veriyor. Bebeğinizinde günde binlerce kez bu şekilde gerilmesi gerekiyor, Pampers ile bebeğiniz özgür olsun...(gibi) Türkiye’de da PG mağaza içi atmosfer yaratmada ustadır. Bu yeteneklerini bir adım ileriye götüreceklerinin simgesi Prima BebekEvi bence. Annelere bebeklerin gözünden dünyayı gösteren bir çalışma. Bence daha yakından incelenmeli. Ve öğrendiklerimizi mağazaiçine nasıl uygulayacağımızı düşünmeliyiz. Reklamcıların başarıyla gerçekleştirdiği yaratıcı outdoor çalışmalarını mağaza içlerine taşıması gerekiyor.

Cuma, Eylül 23, 2005

Siyah mı, beyaz mı?

Trend takipçisi olarak iPodNano yakın takibimde. Biliyorsunuz iPOdNano'nun iki rengi var, siyah ve beyaz. Sizce hangisi daha fazla satılıyordur. Hem de 5 kat daha fazla. Cevabı yorumlar kısmında

Google Zeitgeist

Google Zeitgeist nihayet Türkçe en çok aranan kelimelileri yayınladı. İşte Ağustos ayı listesi 1. ösym 2.galatasaray 3.ssk 4.osym 5.turkcell 6.fenerbahçe 7.milliyet 8.rüya tabirleri 9.güzel sözler 10.kpss 11. diyanet 12. fanatic 13. hürriyet 14. paris hilton 15. okey

İlgimi çeken nokta gazetelerdeki durum, ilk 15'de 3 gazete var. Sanırım birçok kişi benim gibi web sitesi adresini adres satırına yazmak yerine, google'da sayfanın adını yazıp, arama sonucuna tıklamayı tercih ediyor. Gene ağustos ayına özel kelimelerin üst sıralarda yer aldığını görüyoruz.

Bu sonuçlar ilk sonuçlar bundan sonraki aylarda da trendleri takip etmek için yorumlayacağım

NOT: Yeni bir bloga başladım. www.podyum.blogspot.com Burada bana ilham veren görsel kaynakları paylaşıyorum. BUgün ağırlıklı olarak Nike ID'den bahsettim. Sık kullanılanlar listesine ekleyebilirsiniz.

Perşembe, Eylül 22, 2005

Podyum: Pazarlama ve Tasarım ilham kaynağı

Podyum: Pazarlama ve Tasarım ilham kaynağı Pazarlama ve Tasarım ilham kaynağı: Daha az okuyup, daha çok görerek ilham almak için

Taksim Meydanında Kim Yapsın?

Calvin Klein, Times square'de canlı modelleri kullandığı bir outdoor çalışması. 13 saat boyunca, 40 model, üzerlerinde CK kıyafetleriyle dans etmiş. İlginç ve dikkat çekici bir çalışma. Yaratıcılığın sınırları zorlanmış. Bakalım Taksim Meydanında bunu ilk kim yapacak Ayrıntı için
resim Flickr uploaded by crankyT

-20 derecede müşterileri dondurmak mı?

CoolHunter sitesinde Burton Snowboard'un SoHo mağazasının içinin -20 derece olduğunu okumuştum. Snowboard markası için etkileyici bir mağaza atmosferi yaratıyor. Markaların bu şekilde çarpıcı şekilde insanların karşısına çıkmasına bayılıyorum. Yukarıdaki kasa görünümlü kapı Vault firmasına ait. İnsanların kafasında güvenlik ile özdeşleşen kasayı kapı tasarımlarında kullanmışlar. Bende, insanların kafasında güvenlikle özdeşleşen mağazaların (güvenlik firmaları, bankalar, kuyumcu, Volvo) bu kapıyı kullanmasını öneriyorum. Mesaj çarpıcı bir şekilde iletilmiş olur...

Antartikada, Filipinlerde, Arjantinde...

Tohm Bihn harika çantalar yapan bir marka. Güçlü bir marka ve güçlü bir topluluğa sahip. Sitesinde bu güçlü bağlılığı yaratılmasına katkıda bulunan bir uygulama gördüm. Tohm Bihn, müşterilerini kendi çantalarıyla dünyanın tüm köşelerinde çektirikleri fotoğrafları paylaşmasını teşvik ediyor. Markanın otantikliğine büyük katkı sağlıyor bence. Sizinde markanızın kimliğinde, seyahat, macera, spontanelik, gezgin, özgürlük gibi kavramlar varsa bu fikri dikkate alın. Not: Amelie filmini izleyenler, filmden benzer bir sahneyi hatırlayacaktır

Çarşamba, Eylül 21, 2005

Erkek Aldatsa Bir Şey Olmaz!!!

Erkek aldatsa bir şey olmazz!!! Şimdiye kadar yaşanılan ve inanılan buydu. Bu zamanlar internetten öncede kaldı. Internet müşterileri bilgi zengini kıldı. Ve artık sizin ve marknızın karşısında çok güçlüler. İnternetin müşterileri ne kadar güçlendirdiğini gösteren bundan çarpıcı bir örnek olamaz. Dontdatehim, aldatılan kadınlar için. Sizi aldatan adamın resmini buraya ekleyerek, diğer kadınları uyarırsınız. Ve adam belasını bulur. Tıpkı sikayetimvar veya epinions'da birçok markanın başına geldiği gibi.

Salı, Eylül 20, 2005

Trump Telefonunda

The Apprencite'in yıldızı Donald Trump, kendi sesinin cep telefonlarında kullanılması için yenii bir anlaşma imzalamış. Bu anlaşmalarla isterseniz cep telefonunuz, Trump'ın sesinden "Neden telefonunu açmıyorsun, belkide gerçekten büyük bir iş kaçırıyorsundur" ya da"Bir telefon geldi ama inan bana hiç önemli değil, sen de o da zaman kaybedecek" diye çalabilecek. (via CNN) Yalın'ın cep melodisi Turkiye'de tam 600.000 sattı. Kendi kaset satışından daha fazla. Şarkıcılar ana olarak populer bir albüm çıkarır ve birileri onu cep melodisi haline getirirdi. Bence yukarıdaki rakam süreci tersine çevrilmesi gerektiğini anlatmalı. Yani, Yalın sadece cep telefonları için özel bir beste yapsın, daha sonra birileri çevirmek isterse onu müzik parçasına çevirsin. Markalar, şimdiye (Genelleme yapıyorum, Beko, CocaCola, Pepsi gibi markalar hariç) ya cep melodisini hiç kullanmıyordunuz, ya da basitçe reklam müziklerini melodiye çevirmekle yetiniyordunuz. Trump size bize örnek olsun, ve daha ötesini görelim.

Madonna

Madonna, 15 Kasım'da çıkacak son albümü "Confessions on a Dancefloor" 'un kapağını ilk hayranlarının görmesini istemiş. Pazarlamacı gözüyle bakacak olursam HARIKA bir girişim. Albüm çıkmadan konuşuluyor ve hayranlarını heyecanlandırmayı başarıyor.

Cuma, Eylül 16, 2005

Duygusuz Hızlı Tüketim

Hızlı tüketim ürünlerinde en çok sakızları beğeniyorum. 5 yıl önce kimsenin çantasında sakız bulunmazken, 5 yıl sonra bunu başarabilmişlerse büyük bir iş başarmışlardır. Farklı tasarımlarıyla ve insanların kendilerini ifadesini sağlasıyla diğer sektörlerde bulunan bizler için büyük dersler var.
Farklı duyguları farklı renk sakızlarla ifade eden First'ün son ambalajını çok beğendim. Gene bu trende uygun Güney Afrikalı Slimline'da takip edilmesi gereken bir marka.
* Moda ile içeceği birleştiriyor
* İnsanlar bu içecekleri ellerinde dolaşınca çevrelerine mesaj verebiliyor
* İçeceği içen kişi ürünün duygusundan etkileniyor
* Konuşuluyor
Ve kesinlikle dikkat çekici

100 yıl önce bugün, Bugünden 100 yıl sonra

Buhar makinesinin deniz taşımacılığında ilk kullanımı, sandallarlardaki kürekleri daha hızlı çekebilmek için olmuş. Oysa buhar makinesi çok kısa zamanda feribotlar ve motorlu teknelerin yapılmasına olanak vererek sektörü tamamen değiştirmiş.

Bugünde interneti, buhar makinesinin ilk kullanıldığı gibi kullanıyoruz. Mevcut işlerimizi daha iyi yapmak için, işimizi tamamen değiştirmek için değil.

İşimiz nasıl değişiyor? Internet işimizi nasıl etkileyecek? Yukarıdaki resimlerde 100 yıl öncesinden bugünün tahminlerinin nasıl yapıldığını gösteriyor. Kendi tahminleriminde yukarıdaki resimler gibi komik kalacağından korkuyorum. Geceleri rahat uyuyamıyorum.

Çarşamba, Eylül 14, 2005

Subvertising: Anti-Sen

Flickr'deki Subvertising grubu ilginç bir grup. Marka karşıtı müşterilerce yapılan çalışmaların toplandığı bir grup. Müşteriler artık hiç olmadıkları kadar güçlü. Yaptıkları bu tip çalışmalar artık 1 milyon kişiye bir gecede yayılabilir. Mesela, internette hızla yayılan bir Anti-Hummer reklamı. İşte kendi açtığım bir grup breakdownauto

Zippo'dan Fotoğraf Makinesi Çıktı

Zippo özellikle çakmağı açarken çıkardığı sesle duygusal bir bağ yaratıyor. Öte yandan klasik fotoğraf makinelerinde fotoğraf çekerken çıkan sesi düşünün. Şimdi bu iki duyguyu birleştirin ve bu digital makine ortaya çıksın. Tasarımı eşsiz. Gerisindeki fikirde yeni ürünleri geliştirirken sadece fiziksel bağlamda düşünmenin ötesinde ses, koku, his benzerlikleriyle düşünürsek önümüzde daha büyük olasılıklar doğacaktır. NOT: Bu ürün 80$ 'mış. Ve ayrıntılı incelemek için buraya bakabilirsiniz. ThinkGeek

Salı, Eylül 13, 2005

Nano yeni Turbodur

Rodriguez'in tezine katılıyorum. Nano yeni Turbodur. iPod nano çıktıkdan sonra, Copmaq nano, Arçelik Nano, Opel Astra Nano gibi ürünler görebiliriz. Renault Turbo kelimesini ilk kullandıkdan sonrada böyle olmuştu.

Empati Kurmanın En İyi Yolu 3

Toplumsal sorunlara empati kurarak yaklaşmak, markayı ve markanın mesajlarını bu duyarlılığın parçası haline getirmek. İşte yeni bir örnek. Google, Katrina madurlarını bulmaya yardımcı bir özel bir arama motoru yayıladı.
İşte burada

Pazartesi, Eylül 12, 2005

Skype, eBay'in

Dünyayı bedavaya konuşturan program Skype 4,1 milyar dolara eBay'in oldu (marketwatch). Daha öncede gene yenilikçi foto paylaşım sitesi Flickr Yahoo tarafından satın alınmıştı. Skype ve Flickr'e dikkat edelim. Çünkü insanların diğer ürünlerdeki beklentilerini de etkileyebilir, etkileyecektir de...

Hepimiz Modacıyız

Teknoloji ile modanın gitgide yakınlaşmasına hem kişisel olarak bayılıyorum, hem de pazarlama adına fırsatları heyecenalandırıyor beni. Bu konuyla ilgili daha öncede AnnaSui-Samsung, Siemens-Escada gibi örneklerden bahsetmiştim. İşte yeni bir örnek Sony, PSP2 için Pret-a-PSP adlı bir moda show düzenledi. Fendi, Tommy Hilfiger, Calvin Klein, Anna Sui gibi tasarımcılar en son PlayStation aksesuarlarını sergiledi. Teknolojinin artık yeni moda aksesuarlarımız olduğunu bir kez daha gördük. Pazarlamacı olarak artık bir görevimiz daha en azından ELLE gibi moda dergilerini takip etmek :)

Empati Kurmanın En İyi Yolu 2

Toplumla empati kurmak, markanın toplumsal sorunlara ürünleriyle mesaj vermesini Trendwatching, SYMPVERTISING diye adlandırıyor. Bu trende işte bir örnek daha. Camper firması Japonya'daki Kobe depreminin 10. yılını anmak için sınırlı sayıda "Kobe Twins" özel tasarım ayakkabılar üretti (via thecoolhunter). Toplumumuzda empati kuracak bunca mesele varken, markalar neden bunu değerlendirmesin?

Cuma, Eylül 09, 2005

Empati Kurmanın En İyi Yolu

Threadless'dan empati kurmaya yönelik harika bir fikir. Threadless, Katrina kasırgasını betimleyen bir T-shirt tasarladı. Bu T-shirt 10$'a satılıyor. 10$'lık bu T-shirtü aldığınızda şirket katrina kasırgası madurlarına 20$ bağışlıyor.
Threadless topluma duyarlığını bu kampanyayla pekiştiriyor. İnsanların mesajlarını bu T-shirtlerle vermesini sağlıyor. İnsanların en duyarlı olduğu zamanda mesajları dikkat çekici. Dikkat edin mesaj 10$'lık T-shirtün 1$'ı bağışlanacak değil aksine 20$ bağışlanacak diyor. Sıradışı ve konuşulan bir kampanya. Kampanyanın 25.000 dolarlık maliyetine karşın milyon dolarlık PR değerine ulaştığını şimdiden söyleyebilirim.

iPod Nano

Motorola-Apple işbirliği hızla ilerliyor. iPod tasarımlı Motorola planlar arasında. Amaç, Razr kadar ince iPod, iPod kadar şık Motorola. Çalışmalar heyecan verici. Ancak, Ries ve Trout gibi muhafazakar bir pazarlamacı olarak birleşimlerin ve marka genişletmelerinin başarılı olacağına inanmıyorum. Ama, iPod Nano'yu isteklistemin başına ekledim bile. ipodNano

Tebrikler Defne Koz

CoolHunter konseptiyle ortaya çıkan bloglar insanların tercihlerini gitgide daha çok etkiliyor. Insanların chat odalarında hiç tanımadıkları insanların görüşlerine bile reklamlardan daha fazla inanıyorsa, bu trendbelirleyicilerin sözlerine taparcasına (abartı) inanırlar. Tasarımınız birşekilde bu sitelerde yer alırsa, ürününüz çok hızlı şekilde yayılacaktır. Bu sitelerde, ilk defa bir Turk tasarımı ile karşılaştım. Lifestylenavigator sitesi Defne Koz'un tasarımlarına övücü şekilde yer vermiş.
Bence diğer markalar ve tasarımcılar da bu sitelerde yer almak için profesyonelce çaba göstermelidir. Şimdi, hiç kimse yokken göstereceğiniz çaba, ilerde vermek zorunda kalabileceğiniz binlerce doları kurtaracaktır. Mesela, Cardshirt, T-Box vb. markalar bu sitelerin editörlerine en azından örnek ürün gönderebilir. (Siz de yapabilirsiniz). Trendbelirleyicilerin fikrinizi herkese yaymasını sağlayabilirsiniz.
İşte listemseki bir kaç coolhunter sitesi http://www.popgadget.net http://www.coolhunting.com http://designsponge.blogspot.com/ http://www.joshspear.com/ http://www.lifestylenavigator.com/ http://www.betterlivingthroughdesign.com/type/ http://www.thecoolhunter.net/ Tebrikler Defne Koz

Perşembe, Eylül 08, 2005

Satışlarınızın Büyük Çoğunluğu Bu Kanaldan Olacak

Hermann Miller şimdilerde sürdürülebilir yeşil ürünlerdeki satışlarındaki payı %5 iken, 2010 yılında bu ürünlerin satış içindeki payının %50'ye ulaşmasını beklemektedir. Hermann Miller'ın bu beklentisi bile pazarlamacılar için uyarı zili olmalıdır. Starbucks markasının tutarlılığını koruyan ufak bir ayrıntıda "geridönüştürülmüş peçete" kullanmalarıdır. Starbucks'ın ve sizinde iş yapma biçiminiz, markanızın mesajını şekillendirmektedir. Sürdürülebilir ürünlere iki yeni örnek; İlki Amerikan Appeal'ın yeni serisi. Bu seri %100 organik kumaştan yapılmış ve yapımı sırasında doğaya zararlı hiçbir faaliyette bulunulmamış. İnsanlar bu T-shirtler için fazladan para ödemeye istekliler. Ve markanında insanlar gözündeki değerindeki artışda cabası. İkinci örnek, bir ayakkabı markası Worn Again. Bu ayakkabılarında %99 hammaddesi geridönüşümlü malzemelerden üretiliyor. Markamız ve dünya için hemen yapabileceğimiz bir kaç şey var. 1. Müşterilerinizle etkileşiminizde geridönüşümlü ürünler kullanın. Geridönüşümlü kağıt, geridönüşümlü kutu, geridönüşümlü peçete gibi 2. İşlerinizdeki israfları azaltın ve bu çabalarınızı iletişimde vurgulayın. Mesela web sitenizde hiç kağıt israf etmediğinizden, az yakıt yakan taşıtlar kullandığınızı vurgulayın 3. Yeşil ürünler çıkarın. Mesela Selpak: Geridönüşümlü peçete MNG Kargo: Organik Kargo. Kargolarda plastik kullanılmaz, geridönüştürülmüş kağıt kullanılır. Tema'ya destek olunur (Tema işbirliğiyle)

Farklı Renkler, Farklı Duygular: Yeni Örnekler

http://marketallica.blogspot.com/2005/08/hislerle-yeni-rnler-yaratmak-2.html http://marketallica.blogspot.com/2005/08/hislerle-yeni-rnler-yaratmak.html
Hislerle yeni ürünler geliştirmenin bir kaç yeni örneğini paylaşmak istiyorum. Yukarıdaki örneklerin hepsi canlı ve farklı renklerde ve hepsi kullanıcısına hem de diğer insanlara farklı bir hissi yaratması için düşünülmüş.

Salı, Eylül 06, 2005

Mixology: Sadece kokteylde değil

Farklı şeyleri karıştırarak farklı ve sana özel tadlar elde etmek sadece kokteyller için geçerli değildir. Sıkıcı ve birbirinin aynısını görmekten sıkıldığımız şeylerde de benzer karışımlar yapılabilir. Pazarlamacılara bir not. Bu karışımlar zaten müşteriler tarafından yapılmaktadır. Bu karışımları teşvik ederek veya kendileri bu karışımları deneyerek markanızın otantikliğini keskinleştirebilirsiniz. Hala, otomobiller, laptop çantaları vb. sıkıcıdır ve insanların onları mixlemesini beklemektedir.

Pazartesi, Eylül 05, 2005

Rock'n Coke'un iki kaybedeni

Rock'n Coke'u pazarlama gözünden değerlendirirsem iki kaybeden dikkatimi çekiyor. İkiside milyarlar verip sponsor olan iki marka; Turkcell ve Akbank
Turkcell: Hedef kitlesiyle en yakınlaşabileceği ortamda, o kadar paralar harcayarak ( mobil altyapıyı kurarak, sponsorluklar ve stand alanı) marka imajından kaybeden tek markaydı. Neden? Çünkü, orada cep telefonlarnı kullanmak mümkün olmadı, aşırı yığılmadan dolayı telefonlar kilitlendi, mesajlar 1 saat gecikmeli olarak ulaştı. Mobil bir baz istasyonu durumu tersine çevirebilirdi.
Akbank: Katılımcılara bir değer yaratmadan (bence kendisine de yaratmadı) festivalin resmi kartı oldu Akbank. Rock'n Coke'da tüm alışverişlerinizi sadece bu kart aracılığıyla yapabiliyordunuz. Yeterli altyapı kurulmamıştı. 1 saat kapıda sırada bekledikten sonra1 saatte kart için beklemek sinir bozucuydu. Kartın hem biz (katılımcılar) hem de marka için kayıptı. Akbank bu kart ile data toplayacağını düşündü, ama ben dahil birçok kişi doğru bilgilerini vermediler. Bizim için ise bu kartın hiçbir değeri yoktu. Akbank, katılımcıları uzun vadeli banka müşterisine çevirmek için çaba göstermedi.
İkinci defa bir eleştiri yazısı yazıyorum. Açıkçası beceremiyorum. İçimden bunu yazmak geldi çünkü, her iki marka içinde kaçan fırsatlar büyük.

Abartılı Promosyon

Sabah bilboardlarda dikkatimi çeken reklam Isuzu reklamı oldu. Reklamda otobüslerine, 1.000.000 km. veya 3 yıl garanti verdikleri yazılıydı. Bizim arabanın 3 yılda sadece 20.000 km. yaptığını düşündüğümde bu garanti ömür boyu yeter diye düşündüm. Ancak, dipnotta küçük bir yazı var; "Hangisi önce biterse"...
İşte abartılı promosyon bu demek. Yalan yok, sadece abartı var. Turkcell'in 1.000 mesajı çok düşük fiyata satmasını düşünün. 1000 mesaj ama sadece 3 ay içinde kullanabilirsin.
Promosyon faaliyetlerini işim gereği yakından takip ediyorum. Bu tip kampanyaların yeni trend olacağına inanıyorum. Örnekler hayal gücünüzle sınırlı. İşte ilk aklıma gelenler; sinemalarda 100 filmi, 5 film fiyatına izle ama 1 hafta için; THY'de 100.000 mil uç, ama 10.000 mil fiyatına uç ama yalnızca 1 hafta için...
Not: Biraz daha üzerinde çalışmak istediğim fikir. Blog zincirlerinin gerçek hayatta uygulanmasına yönelik deneyim zincirleri. Bu hafta paylaşmayı umuyorum. Neden yazıyorum bunu? Kendimi zorlamak için...

Perşembe, Eylül 01, 2005

Blog Zincirleri

Kullanıcı merkezli içerik webin yeni gerçeği oluyor (oldu bile). Bloglar, forumlar, öneri siteleri vb. Roket hızıyla çoğalıyor (çoğaldı bile). Öyle ki herhangi bir marka için google’da arama yaptığınızda ortalama 10 sonuçtan 3’ü kullanıcı merkezli içeriklerden oluşmakadır. Markalar dünyasının yeni gerçeği markaya sahip olmak ve kontrol etmek değil, insanların şekillendirmesini sağlamak ve paylaşılabilir kılmakdır.
Uzun zamandır düşündüğüm deyimi “Limoni”’nin “küçük mutluluklar” yazısını okudukdan sonra buldum. Bu yazı “elim sende” oyunu gibi bir kişi sitesinde “küçük mutluluklarını” sıraladıkdan sonra başka birine devredip onunda sıralamasını istiyor. Bu mekanizmanın altyapısı sağlamlaştırırarak bir çok marka için uygulanabilir. Blog zinciri kurmak ürünü paylaşılabilir kılmanın bir yoludur. İşte bugün bulduğun bir kaç örnek daha...
Opera kullanıcı merkezli siteleri yeni yayılma alanı olarak görmektedir. Bugün itibariyle yeni browserını kendi topluluğuna bedavaya dağıtacağını açıkladı. Eğer sizde operayı gerçekten seviyorsanız ve destek oluyorsanız, Opera’nın bannerını sitenizde yer verebilirsiniz. Böylece yazılımın son sürümüne lisanslı olarak sahip olursunuz. Link: http://my.opera.com/community/gfx/banners/ X1 masaüstü arama motorunu bedavaya dağıtacağını söyleyen bu adam, bunun için tek bir şart koydu. Eğer kendi sitenizden bu olayı haberdar ederseniz ve yorum yazarsanız bu yazılıma bedava sahip olabilirdiniz. En son 233 kişi katılmış. Bu uygulama özellikle şirket blogları için örnek olabilir. link: http://google.weblogsinc.com/entry/4349135256845547/ Son bir yol bloggerların kendilerini ifade etmeye yardımcı olarak "blog zinciri" yaratmakdır. Örneğin, Typepad Amazon ile işbirliği yaparak, bloggerların sitelerinde kitap önermelerini sağlar. Bu kitap resimleri amazon.com’a link ile başlıdır. Böylece hem blogger kendini daha iyi ifade eder, okuyucuları için rehber görevi üstlenir. Hem de bu şekilde satılan kitaplar amazon için gelir kalemidir. Amazon’la benzer bir affiliate (teşvik) programına da iTunes başladı. iTunes ise bloggerları kendilerinin favori müziklerini sıralamalarını teşvik etmektedir.

ilk aşkmarkamız

ilk defa bir Turk markası lovemarks(aşkmarkası) seçilmiş. Tahmin edin hangisi? http://www.lovemarks.com/community/topfive.php?icg_id=24